o hissi çok özledim.cümlelerce anlatırım ama hiçbir şey anlamazsınız. o delirmişliğin içindeki mutluyum ve benim gemim asla batmaz hissini çok özledim insanlar.
bazı şeyler gün ortasında olur. bazı şeylerin hiç gölgesi yok. bazen çok güzel bir arabanın içinde bazen rüzgarda bazen bir kayıkta. ağlamak istersem ağlarım hiçbir sebebe ihtiyacım yok. ağlamak istersem ağlarım. aynada kendi yüzüme öyle şefkatli baktım ki. ağlamak istedim, ağladım.
kendimin çocuğuyum. teselli et. kıyafetlerini düzelt. tozlarını çırp. karnını doyur. her şeyin güzel olacağını anlat. herkesin nasıl güçlü ama dediği, herkesin çok özgür dediği, herkesin kocaman kadın dediği, hayatını kurmuş düzeni varmış dediği kendimin sürekli mızmızlanan çocuğuyum. nesin sen diyorum, kimsin sen, mesela kaç yaşındasın, mesela neden ağlamak istersin? sebebe ihtiyacım yok. bazen bilsem de ağlayamıyorum. uzunca yürümek ağlamak sayılıyor sessizce bakmak ağlamak birinin saçını sol elinle sevmek, veda etmek, kahkaha atmak, her şey ama her şey bize hiç akmayan bir yaş olarak dönebilir. ben de göğsümü genişletiyorum. öyle.
çok farklı olsun istermiş çok başka zamanlarda çok başka yerlerde, bammmbaşka bir hayatta hem de üstüne basa basa. keşke. mendilsiz yakalanıyorum. umutsuz yakalanıyorum. hep aralık kapıdan gözleniyorum hep zayıf yerden vuruluyorum, ama neden, yani neden, nasıl ki hep kahkahamı çok sevenler tarafından ağlatılıyorum.
birinin, genişçe bir yolun, beyaz bir mendilin, bir şapkanın, herkesin neşeyle dans ettiği o şarkının beni ağlatabileceğini kabullendiğim gün yaşamaya başladım. çizikleri, ezikleri, morlukları, kırılmayı, her şeyin çok güzel olabileceğini ya da çok çok kötü, yanlışlarımı, tüm iyilikleri, artabilecek yaşlarımı, uzayabilecek kahkahalarımı, yeşerebilecek bütün ihtimalleri göğsüme dikiyorum. yaşıyorum görüyor musun? buradayım.
ben kendi söküğünü de dikebilen terziymişim. bammmbaşka bir hayatta böyle biri olabilir miydim? beni sevmek ister miydin? büyüteceğin çocuklar, çok seveceğin ailen, kusursuz hayatın, ya da çok sevdiğin yüzüm, çok güzel bulduğun gözlerim, hangisini tartabilirdik, hem nasıl, ya da neden, bilmeden gidiyorum. bilmeden yürüyorum. bilmeden arıyorum. ben senin söküğünü diktim çünkü. sen bende kocaman, gökyüzünü gören bir pencere gibi kocaman bir oyuk bıraktın. şimdi sağını toplar, solundan tutar bunu eski haline getiririm. biliyorsun çünkü “yaşıyorum ulan, yaşıyorum!”
